Renklerin Dilinden

Posted on Updated on


Kırmızı asilce kahverenginin üstüne dökülmüştü. Kahverenginin üzerinde yeşil için kırmızı vardı. Sadece kahvrenginin üstüne değil maviye de dökülmüştü kırmızı. Ama her ikisine de asilce dökülmüştü. Kırmızı, yeşil için kahverengide ve mavide kendini feda etmişti. Sonunda kirli kırmızıya galebe çaldı asil kırmızı. Ve yeşilin bayramı yaşandı kahverengide ve mavide. Yeşil, adaletin ismiydi karanın zulmüne inat. Zulüm karanlığa gömüldü yeşilin nurunda.

***
Kara, yeşili yenemeyeceğini anladı. Kendisi kara o da Yazının devamını oku »

Reklamlar

Dövüş Kulübü

Posted on Updated on


Dövüş Kulübü’nü hala izlemeyen varmı bilmiyorum. (Arşiv yapmak için Kaynarca’da girdiğim bir dükkanda “Şu Van Damme’ın filmi mi?” şaşkınlığıyla yüzüme bakan abi seni saymıyorum) En iyi filmler sıralamalarında kendine her zaman üstlerde bir yer bulan film Chuck Palanhiuk’ın ilk yazdığı romanından yönetmen David Fincher tarafından sinemaya uyarlanmış.

Romandan uyarlandığı Yazının devamını oku »

Ağır Misafir

Posted on Updated on


İbrahim Tenekeci’nin Profil Yayınlarından çıkan “Ağır Misafir” adlı şiir kitabında yoksulluk, emek, ölüm, hayat şartları… gibi sosyal konular ağırlıklı olarak işlenmiş. Ağızlarda tat bırakan, hoş bir çalışma olmuş. Ayrıca Kitap Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2008 yılı en iyi şiir ödülüne de layık Yazının devamını oku »

Reis Bey

Posted on Updated on


Bu yazımda sizlere 1988 yapımı bir filmi tanıtacağım ve hatta bundan sonra da tanıtmaya çalışacağım tüm filmlerin ve kikitapların bir çoğunun yıllar önce çekilmesi yılar önce basılması muhtemel olacaktır. Yazkalem olarak zaten popüler olana karşı bir duruşumuz var. Tabi günümüzde çekilipte “işte bu olmuş” diyebileceğimiz bir şey olursa onu da yazmaktan çekinmeyiz. Yıllar öncesinin eserlerini çokça Yazının devamını oku »

Beynimiz İşgal Altında

Posted on Updated on


Beynimiz işgal altında…

İnanmazsanız sokaktaki insana mikrafon uzatıldığında alınan ve bize bazen ilginç ötesi bazen komik gelen bazen de bu adam ne demeye çalıştı şimdi ki şaşkınlığını takındıran cevaplara sorun. Annesini babasını kesen çocukların, ailesini yok eden ebeveynlerin, sevdiği kızı alamayınca seviyorum ulan deyip sevdiğini sandığı kızı delik deşik eden adamın cinnetine sorun.

Peki nasıl oluyor da oluyor?

Ortalama bir vatandaş düşünelim, sabahın 7’sinde kalkıp işinin yoluna koyulan ve akşam 4-5 gibi bırakması gerekirken mesai denilen kapitalizm yutturmacası bir sebeple hakkını da tam alamayarak evine akşam Yazının devamını oku »

ve Sen Kuş Olur Gidersin

Posted on Updated on


İnsanoğlu bazen başkalarının hikayelerini dinlemek, o hikayelerde kaybolup kendini unutmak ister. Roman veya öykü böyle zamanlarda su gibi, nefes gibi gelir insana. Okumaya başladığın an hayatın tamamen değişir. Belki bir anda kral olursunuz ya da zalim krala boyun eğmek istemeyen bir emekçi. Yazar size ne rol biçerse biçsin, bence romanlar; modern dünyanın debdebesinde altüst olan zihinlerimizin teneffüs saatleridir. Yazının devamını oku »

Biz Sizin Bildiğiniz Bloglardan Değiliz

Posted on Updated on


İnternet kullanımı yaygınlaştıktan sonra bir çok kişi bir çok blogla karşımıza çıktı. Kimisi günlük tuttu bloğuyla kimisi sevdiği şarkıları, türküleri paylaştı bu sayfalarda. Hatta kimisi daha da ileri giderek eltisinin dedikodusunu rahatça yapabilmek için klavyenin başına geçti. Bugünlerde blog denilince çoğunluğun aklına bu tarz bloglar gelmekte. Farkımızı ortaya koyup yazkalem’in sizin bildiğiniz bloglardan olmadığını işin başındayken belirtme ihtiyacı duydum ve bu sebeple yazkalem’deki ilk yazımı bu başlık altında yazmaya karar verdim. Peki bizim diğerlerinden farkımız ne? Bunu bu yazıda çok uzun anlatmaya gerek yok. Zaman içinde yayımlanan yazılardan farkı zaten göreceksiniz.

Farkı farketmek için yazkalem’i iyi izleyin.
. Yazının devamını oku »